Biyografi mi hakkında mı?
15 Aralık 2008
İlköğretimi birkaç okulda pay ederek okudum. Zonguldak’ta başladığım eğitimimi İstanbul’da Büyükçekmece Yakuplu İlköğretim Okulunda tamamladım.
Üniversiteye gelene dek öğrenim hayatımda çalışkan bir öğrenciydim. İlköğretimden mezun olduğumda iyi bir diploma notum vardı. Geleceğe ilişkin karar verdiğim bir hayalim yoktu. Sınıf arkadaşımın “televizyoncu sadece televizyonun arkasını açmak için 5 milyon alıyorlar” sözüyle bu işte çok para olduğunu düşündüm ve meslek lisesi elektronik bölümüne yazılmak istedim.
Annemle babam geleceğimle ilgili bir karar vereceğim için bana karışmadılar. Meslek lisesinden önkayıt formunu alıp doldurdum. Sonuçlar açıklandığında şaşırmıştım. Elektronik bölümünü ilk tercih olarak yazmama rağmen bilgisayar bölümünün asil listesindeydim. Tercihleri diploma notuna göre sıralamışlar ve diploma notum yüksek olduğu için bilgisayar bölümüne seçilmiştim.
Babamla beraber kayıt görevlilerinin yanına gittik ve durumu anlattık. Kayıt görevlisi de “herkes bilgisayar istiyor siz elektronik istiyorsunuz” dedi. Babam “istersen bilgisayar bölümüne yazıl, hem çağın mesleği şimdi o” dedi. Yerine göre çabuk karar değiştirebilirim fakat geleceğe ilişkin bir hayalim yok demiştim ya, babama “tamam” dedim ve bilgisayar bölümüne yazıldım.

Avcılar Endüstri Meslek Lisesi
Bilgisayar alanına geçişim böyle oldu. Önümde kocaman 3 sene vardı. Benden büyük arkadaşlarımdan lisenin insan hayatının en güzel yılları olduğunu dinlemiştim. Bunun sebebinin ne olabileceğini ise üniversiteye geldiğimde “özgürlüğe atılan ilk adımlar” olarak düşündüm.
Liseye yazıldım ama meslek lisesinin ne iş yaptığı, eğitim açısından nasıl olduğu, ne öğrettikleri hakkında hiçbir bilgim yoktu. Meslek liselerinin ara eleman yetiştirmek amacıyla var olduğunu ve üniversite sınavlarında istediğim bölümü seçemediğimi ise lise 3.sınıfa geldiğimde öğrendim. Bu meseleyi bir rehberlik sorunu olarak sisteme mi yüklesem yoksa benim çekingenliğim olarak mı düşünsem karar veremiyorum. Sonuç ne olursa olsun “meslek liseli”ydim.
Okulumuzda diğer meslek liselerinde olmayan bir disiplin vardı. Önkayıtla öğrenci alındığı için seçilmiş insanlar bulunmaktaydı. Yine de çok seçilmiş değillerdi. Okulumuzun maddi durumu iyi olduğundan sosyal olanakları da epey yüksekti. Halı sahası, internet kafesi, bilardo, masa tenisi, kütüphanesi bulunmaktaydı.
Meslek liseli olmanın kaymağını ÖSS sınavına girerken yedim. 0.24 katsayı farkla sınava hazırlanarak birçok rakibimin başlamadan önüne geçtim. Adil ya da değil, aldığımız eğitimin kalitesi ve sınırlı alanda tercih yapacak olmamız bunu gerekli kılıyordu. Sınavda iyi bir net yapınca ek puanın etkisiyle Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünü kazandım.
Bölümümünde eğitim ağırlıklı olduğunu yerleştikten sonra öğrendim. İlk zamanlar çok söylenirdim. “Bilgisayar öğretmeni olacağız, ne işimiz var bizim bunlarla?”. Bunlar derken “eğitim derslerini” kastediyordum. Zamanla bilgisayarı bir araç olarak kullanmanın benim için daha cazip olduğunu hissettim. Bu hissiyat mecburiyetten de doğmuş olabilir. Çünkü lisedeyken programlama alanında çok yetenekliydim. Kendimi programlama alanında geliştirmek istiyordum fakat bir türlü bunu başaramadım. Üniversitede ise eğitim alanında kendimi geliştirmek için fırsatım oldu. Bende bu fırsatı değerlendirdim ve bölümümü sevdim.
Öğrenim hayatım boyunca derslerime genelde öğrenmek için çalıştım. Ders geçmek, öğretmenin gözüne girmek de amaçlarım arasındaydı. Fakat öğrendiklerimin benim için lazım olacağını, gelişimime katkıda bulunacağına inanıyordum. Lisede fizik, kimya ve biyoloji dersleri gördüm. “Ben bilgisayarcıyım, bunlara bana lazım olmayacak” dedim durdum. Bu derslerin faydasını üniversite de gördüm. Altyapıyı Allah’tan lisede sağlam atmıştım. Derslerde çok zorlanmadım. Peki üniversitedeki fizik,kimya… derslerinin bana ne faydası olacak? Bunun faydasını da arkadaşlarımla yaptığım bilimsel konuşmalarda gördüm. Bana sordukları soruların çoğunun cevaplarını veriyor üstelik yorum da yapıyordum. “Meğer ne çok şey biliyor muşum?” sözünü kendime söyleyip özgüven tazelediğim çok olmuştur.
Üniversite dönemim benim kişilik gelişimimde altın çağ yaşadığım dönemdir. Ergenliğin son demlerini yaşadığım dönemde, bolca kendimle çeliştim, karmaşalarım, çatışmalarım eksik olmadı. Bütün bunların bana getirileri de hayli yüklü oldu. Sonunda bedeller ödesemde bunların tortuları bende kaldı yani “öğrenme” gerçekleştirdim. Deneyimlerimden çıkarımlar yaptım.
Derslerde öğrendiklerim, kendi akademik araştırmalarım, deneyimlerimden kendime edindiğim 2 ilke var. Bunlar daha fazla fakat şu an bu ikisini yazmak istiyorum;
1-İnsan hafızası sonsuzdur.
2-İstersem her şeyi/işi yapabilirim.

Biyografimi burda sonlandırken aşağıdaki ankete oy vermenizi bekliyorum. Sayfaya “yorum” yaparak dönüt gönderirseniz daha bi mutlu olurum. Şimdiden teşekkürler.
güzel bir yazı olmuş eline sağlık.
By: Mükremin BADEM on 06 Oca 2009
at 9:07 pm
Sevgili Tekin,
Öncelikle bu yazıya yorum yazmış olmam, bu yazının sonundaki cümle ile alakalı değildir, en içten duygularla yazıyorum. Yazının başında sorduğun soruya cevap olarak “Hakkımda” demek istiyorum, biyografi yerine otobiyografi kelimesinin daha anlamlı olacağı temeline dayanarak. Genel olarak kendi “yaşadıklarının” bir özeti niteliğini taşıyan bu yazıda; bir eğitimci olarak, meslek seçimi ya da daha genel bir ifade ile kişinin kendi hayatı ile ilgili “seçimlerin” nasıl yapıldığına değinmen şahsen beni çok etkiledi. Zira bir çoğumuz okul ya da daha farklı alanlardaki seçimlerimizi ya bir kulak dolgunluğuyla ya da aile baskısıyla yapıyoruz.
Senin de lise dönemlerinde, bilgisayarcı olarak fen bilimleri derslerinin yararlılığını sorgulaman hepimizin yaşadığı bir durum olmuştur. Bunların yararlılığı ile ilgili yazmış olduğun tartışmalarda ya da hayatın farklı alanlarında daha bilgili olma konusuna ek olarak, bilgi’nin insan zihnini geliştirme ve konu ile alakasız olsa dahi insana bakış açısı kazandırdığını belirtmek isterim.
Sonuç olarak güzel bir yazı eline sağlık…:)
By: Saadettin Sivaz on 17 Oca 2009
at 7:16 pm
şuan ki 8. sınıfların avcılar endüstri meslek lisesine gitmesi için taban puan nedir bilen varmı?
By: FATİH on 03 Şub 2010
at 12:19 pm